’’Sınırları zorlamak: Belirli siber güvenlik talepleri nasıl ele alınır ve IoT nasıl korunur’’ başlıklı Kaspersky raporu, Türkiye’nin bağlı bulunduğu bölgedeki (META) beş işletmeden ikisinde IoT altyapılarının bazı bölümlerinin henüz herhangi bir korumaya sahip olmadığını ortaya koydu. Birçok işletmenin IoT projelerinin uygulanmasının önündeki ana engel, siber güvenlik ihlalleri ve veri ihlalleri riski olarak öne çıkıyor.

IoT Analytics’e göre, küresel bağlantılı IoT cihazlarının sayısının 2025 yılına kadar yüzde 9 artarak 27 milyar IoT bağlantısına ulaşması bekleniyor. Bağlantılı cihazlardaki bu çarpıcı artışla birlikte güvenlik ihtiyacı da artıyor. Gartner, son üç yılda kuruluşların yaklaşık yüzde 20’sinin ağlarındaki IoT cihazlarına yönelik siber saldırılar gözlemlediğini vurguluyor.

Türkiye’nin bağlı bulunduğu bölgede (META) yer alan kuruluşların üçte ikisi IoT çözümlerini kullanırken, yüzde 44’ü bunları tamamen koruma altına almıyor. Bu, bir elektrikli araç şarj istasyonundan bağlı tıbbi ekipmana kadar IoT projeleri için işletmelerin herhangi bir koruma aracı kullanmadığı anlamına geliyor.

Bunun arkasındaki neden, güvenlik çözümleriyle her zaman uyumlu olmayan IoT cihazlarının ve sistemlerinin çeşitlenmesi olabilir. İşletmelerin neredeyse yarısı, siber güvenlik ürünlerinin IoT performansını etkileyebileceğinden veya uygun bir çözüm bulmanın çok zor olabileceğinden korkuyor. İşletmelerin siber güvenlik araçlarını uygularken karşılaştıkları diğer yaygın sorunlar yüksek maliyet, yönetim kuruluna yapılan yatırımı haklı gösterememek ve personel veya belirli IoT güvenlik uzmanlığı eksikliği olarak öne çıkıyor.

Ayrıca, siber güvenlik riskleri kuruluşların yarısından fazlası tarafından IoT’yi uygulamanın önündeki ana engel olarak görülüyor. Bu, şirketler tasarım aşamasında siber riskleri ele almakta zorlandıklarında ve uygulamadan önce tüm artıları ve eksileri dikkatlice tartmaları gerektiğinde ortaya çıkabiliyor.

Industry IoT Konsorsiyumu Baş Teknoloji Sorumlusu Stephen Mellor, “Siber güvenlik, IoT için ön planda ve merkezde olmalıdır. Yaşam, uzuv ve çevre tehlikede olduğundan risk yönetimi büyük bir endişe kaynağıdır. BT hatası utanç verici ve pahalı olabilirken, IoT hatası ölümcül olabilir. Siber güvenlik ise bir sistemi güvenilir hale getirmenin yalnızca bir parçasıdır. Bunun yanında fiziksel güvenliğe, mahremiyete, esnekliğe, güvenilirliğe ve emniyete de ihtiyacımız var. Örneğin kilitli kapılar gibi bir binayı güvenli hale getiren şeyler hızlı bir şekilde tahliyeye izin vermiyorsa binayı güvensiz hale getirebilir.” ifadelerini kullandı.

Advantech’in WISE-Edge+ Direktörü Eric Kao, “IoT projeleri çok parçalı, gevşek bir şekilde birleştirilmiş, etki alanına özgü ve doğaları gereği entegrasyon açısından ağır yapılarak sahiptir. Kıyaslama yapmak gerekirse mesajlaşma/iletişim, analitik, CRM gibi BT projeleri ortak gereksinimlerin yaklaşık yüzde 80’ine sahiptir. Ancak IoT uygulamalarında her tür eski sistem, fiziksel kısıtlama, etki alanı protokolü, çoklu satıcı çözümüyle ilgilenmemiz, kullanılabilirlik, ölçeklenebilirlik ve güvenlik açısından makul bir denge sağlamamız gerekir. Daha yüksek kullanılabilirlik ve ölçeklenebilirlik arayışı sırasında belirli bulut altyapısından yararlanılmalı, sistem bir dereceye kadar açık olmalıdır. Böyle olduğunda güvenlik çok büyük bir zorluk haline geliyor.” şeklinde konuştu.

Kaspersky’nin yan kuruluşu IIoT şirketi Aprotech’in CEO’su Andrey Suvorov, “Tüm bu zorluklara rağmen IoT sadece işletmelere değil hepimize harika fırsatlar sunarak konforlu yaşam, ulaşım, daha hızlı teslimat ve iletişim sağlıyor. IoT, akıllı şehirlerde, perakendede ve endüstride yaygın olarak kullanılıyor. Bunlar arasında enerji ve su yönetimi, akıllı aydınlatma, alarm sistemleri, video gözetimi ve daha pek çok proje yer alıyor. Dünyanın dört bir yanındaki uzmanlar bu tür projeler için etkin koruma üzerinde çalışıyor. Ancak ekipman üreticilerinden ve yazılım geliştiricilerinden hizmet sağlayıcılara ve bu çözümleri uygulayan ve kullanan şirketlere kadar her düzeyde çaba gösterilmesi gerekiyor.” dedi.